Psikolojide herkese uyan tek bir cevap olmayabiliyor. Çünkü her insan bir diğer insana hem
çok benziyor hem de ondan çok farklı. Doğduğu aile farklı, karşılaştığı insanlar farklı..
Başlıktaki soruya tek bir cevap verecek olsaydım; yani bir insanın diğerine zarar vermesinin
tek bir nedeni olsaydı; saldırganlığın bir diğer insana aktarılması derdim. İnsanlar çoğu zaman
öfke, üzüntü, kıskançlık, pişmanlık gibi olumsuz duyguları sağlıklı yaşamakta zorlanır. Bu
olumsuz duygular olumsuz şekillerde harekete geçmemize neden olabilir.
Diyelim ki birine ısınamadık (Bu çok normal, bazı insanlar bize daha yakın gelir bazı insanlar
daha uzak). Bu soğukluk hissini o insandaki olumsuz tarafları dillendirerek açığa çıkarabiliriz.
Halbuki olumsuz hissetmemize neden olacağını düşündüğümüz kusurlar aramaya gerek yok.
Çünkü ne kadar kusur ararsak arayalım bu olumsuz duygu sadece o kişiyle ilgili olmayabilir.
Belki bu kişiyi hayatımızda bize zarar veren bir yakınımızla özdeşleştirirz, belki bir film
karakteriyle. Bunun neyle ilgili olduğunu anlamamız için ise kendimize sormamız önemlidir.
Saldırganlığı açıklayan bilimsel kaynaklar var. Bazı kaynaklar saldırganlığı insanda olan bir
güdü olarak tanımlıyor. Bu yine de bir insanın diğerine saldırmasını açıklamıyor çünkü
örneğin aslanlar da saldırganlar ama kendi türüne zarar vermiyor. Biz insanlar ise yeri
geliyor kendi akrabalarımızdan, kendimizi dış dünyadan koruduğumuzdan daha çok
korumaya çalışıyoruz. (her ülkede nedense böyle)
Niye böyle peki? Bu durum çok açık. Küçüklükten beri kıyaslanarak büyütülüyoruz.
Kıyaslanmak da bir çocuğa saldırmaktır. Bak senden hiç memnun değilim onun gibi ol
demektir. Bir de yine başka yazılarda bundan bahsetmiştim. Bizim ülkemize yönelik olumsuz
duygudan kaçma, çocuklarımızı olumsuz hislerden fazlaca koruma çabası var. Haliyle o
çocuk kendi olumsuz duygusunun nedenini dışarıda arıyor, suçlu arayışına gidiyor, saldırıyor.
Sanırım biz savaş ve yokluğu fazlaca yaşamış bir ülke olduğumuzdan onun etkilerini farkında
olmadan hala sürdürüyoruz. Gelişim için, hayatı daha sağlıklı yaşamak için ise yine bunları
fark etmemiz önemli oluyor. Yani ne olduğunu anlamlandırmak.
Önemli bir hatırlatma yapmak istiyorum. İnsanlar size hoşunuza gitmeyen şeyler yapıyorsa
onların neden bunu yaptığını anlamlandırmanız öncelikli değil. Kendinizi size gelen
zararlardan korumanız öncelikli. Hem zaten birini anlamaya çalışmak hem çok yorucu hem de
sizin işiniz değil. Bu psikolojik desteğin işi ve uzun yıllardır –daha dün gelmiş gibi davranılsa
da-psikolojik yardım hizmeti var. Bir başkasını anlamlandırmak kendimize yapılan
saldırganlıkla baş etmek için bir çözüm değil.
Bu durumu bir örnekle açıklayalım: Diyelim ki eşiniz en küçük meseleye bile çok çabuk
öfkeleniyor ve siz bundan rahatsızsınız. Onu anladığınızda dersiniz ki,”ya işte o hayatında
şunları yaşamış böyle olmuş o yüzden böyle.”Peki kabul ama bu anlamlandırma eşinizin öfke
problemini çözdü mü? Hayır.Hatta siz olabildiğince sakin kalmaya çalışırsınız eşiniz herhangi
bir davranış değişikliğine gitmez, çünkü nasılsa bu davranışı da kabul görüyordur. Böylece
huzursuz bir evde yıllarınızı geçirirsiniz. Vücudunuzda bir yara çıktığında orayı temizlersiniz
ve geçmesini beklersiniz. Vücudunuzda sürekli yaralar çıktığında ise bir uzmana görünmek
istersiniz. Psikolojik destek de böyledir. Bazı olumsuz durumları sürekli yaşamaya
başladığınızda veya bir başkasına şahit olduğunuzda psikolojik desteğin önemini hatırlayın.
Not: İnsanların saldırganlık gösterme nedenlerinden biri de güçlü görünme yolunun bu olduğu
sanmalarından kaynaklanıyor. Kısa süre için zafer kazanılmış gibi görünse de bir insana zarar
vermek, diğer insanlardan tepki görmeye veya yalnızlaşmaya neden olabiliyor.
Uzman PsikolojikDanışman Duygu CEYLAN