Çatı Güneşli Günde Tamir Edilir
Aşırı rüzgarlı bir günde dışarıdan uğultulu sesler geldiğini duyarsınız. Sonrasında bu sesler artar, dışarıda toz duman birbirine girmiştir. Kiremitler sağa sola uçuşur, evin bazı duvarlarının su almaya başladığını görürsünüz, sizin çatınızda da büyük bir ihtimalle hasarlar meydana gelmiştir. O esnada kalkıp çatıyı onarmayı düşünmeyiz. Kendimizi korumak önceliklidir. Sular durulduğunda güneş açtığında ne olduğuna bakarız.
İşte tam bu örnekte olduğu gibi hayatımızın çeşitli dönemlerinde zorlandığımız süreçler olur. Bu dönemler; çocukluk olur, ergenlik olur, evlilik olur, bir hastalık sonucu olur, travmatik bir durum yaşamışsak olur. Bu zor dönemleri yaşadığımız esnalarda öncelik en temel ihtiyaçlarımıza yönelmektir. Yıkılan yerleri tamir etmek sonraki aşamadır.
Güneş açtığında çatıya ne olduğuna bakmıyorsak, çatıyı biraz daha güçlendirmiyorsak bir sonraki kuvvetli rüzgarda aynı zorlukları yaşamamız daha olasıdır. Her defasında o çatının hasar gördüğünü görürüz ve deriz ki işte bu benim kaderim. Örneğin aileler çocuk olumsuz bir durum yaşadığında görmezden geliyorlarsa “o daha çocuk, büyüdükçe düzelir” gibi ifadelerle kendilerini yatıştırıyorlarsa çocuğu, hayat bu şekilde, diye algılayabileceği bir yapıya sürükleyebilirler. Halbuki erken yaşlarda çözüm daha kolay da olabiliyor. Bir krizin yaşanması gerçekten sorun değildir hatta çocuğun neye ihtiyacı olduğunu daha net gösterir.Çocuğun başarısız beceriksiz olduğu anlamına da gelmez.Diyelim ki çocuk okulda çekimser kalıyor kendini ifade etmekte zorlanıyor bu çocuğun minimum atılganlık becerilerini öğrenmeye ihtiyacı vardır. Biz bu ihtiyacı görmezden gelirsek çocuk daha kolay zorbalığa uğrayabilir. Yani bu çatı birkaç rüzgarla kiremitlerin yerinden oynayacağı bir hale gelebilir. Çocuk büyüyünce de bu yönü hakkında çocukluktan itibaren böyle olduğunu söyleyerek bunu bir kişilik özelliği olarak görür. Halbuki o durum bir kader haline gelmiştir. İçedönük olmak bir kişilik özelliğiyken çekingen olmak bir kişilik bozukluğudur.İçedönük bir insan daha az sosyalliği tercih etmesine rağmen haklarını savunabilirken çekimser insan hem istemediği sosyal ortamlara çekilebilir hem de haklarını korumakta güçlük çeker.
Sürekli çatıyı onarmakla ilgilenmek ise, aşırı tedbirli olmak ve havanın kapalı olmasından aşırı endişelenmektir. Böyle bir durumda hayatımızı kontrol eden şey hava olayları olacaktır, kaldı ki hava durumu çok değişkendir. Tıpkı yaşam olaylarımız gibi. Geçmişteki zorluklar karşısında aşırı tedbirli olmak yeniye alan açmamızın önüne geçer. Çünkü yaşadığımız zorluklar bize güvende olduğumuz yerde kalmanın daha önemli olduğunu hatırlatır. Sadece güvende olduğumuz o yerde kaldığımızda ise gelişime ve fırsatlara ulaşmamız mümkün olmayabilir.
Çok güzel bir coğrafya da doğuyla batı arasında köprü olan bir ülkeyiz. Güçlü ilişkiler kurmak bizim için önemli. Kendi güvenli kabuğumuza çekilemeyiz çünkü tam ortadayız. Eğer güçlü olmazsak belli taraflara çekilmeye de mecbur kalırız. Güçlü devleti oluşturan unsur güçlü insanlar yetiştirmemizden geçiyor. Hayatımızı zorlaştıran yeteneklerimizi kısıtlayan davranış yapılarını kırmak ümidiyle.