Ergenlik Döneminde Aşk

Ergenlik Döneminde Aşk

Ergenlik çocukluktan yetişkinliğe geçişte bir basamak olarak kabul edilir. Kişiden kişiye yaş farkları değişse de genelde 12-18 yaş arası ergenlik dönemi olarak kabul edilir. Teknolojik gelişmeler ve yaşam tarzlarının farklılaşması ile birlikte bu dönemin 12 yaş altına ve 18 yaş üstüne çıkarak uzadığı bilimsel araştırmalarla desteklenmiştir.

Ergen kavramının popüler olması ve bu dönemin çok konuşulmasının nedeni; dönemin alışılmadık yeni duygu ve davranışlar ortaya çıkarmasından kaynaklanır. Ergenlik dönemine girmiş birey, vücudunda yeni değişiklikleri fark etmeye ve kendini tanımaya başlar. İlgi odağı kendisi ve diğer insanlarla olan iletişimidir. Buradaki iletişim aileden ziyade dış ortamlara özellikle arkadaş ortamına ve ikili yakın ilişkilere dönüktür. Çünkü ergenlik; aileden kazanılan değerlerle birlikte, yeni bir kimlik oluşturmaya giden süreçtir. Fiziksel ve duygusal olarak birey artık ne tam olarak çocuktur ne de bir yetişkin. Yetişkinliğe doğru adım atarken duygusal ve fiziksel değişiklikleri hızlı şekilde yaşar. Bu değişimler duyguların yoğun yaşanmasına ve kafa karışıklığına neden olabilir.  İlişkilerin çok önemli olduğu bu dönemde duygusal bağ ve yakınlık bir ihtiyaç haline gelir. Bu durum cinsiyet özelliklerini ve rollerini belirlemesine yardımcı olur. Aynı zamanda duygusal ilişkileri, onun duygularını tanımasına, nelerden hoşlanıp hoşlanmadığını bilmesine hizmet eder.

Bu dönemde yaşanılan aşkların diğer döneme göre yoğun olmasının nedeni ise duygusal yoğunlukların fazla olduğu bir dönem olmasından kaynaklanır. Ergen birey, çeşitli duygular yaşayarak kendini sınar. Bu duyguların yaşanılması kaçınılmazdır. Ergenlik döneminde duygular sağlıklı yaşanıp kabul edilirse duygusal zekasını gelişimi desteklenir.  Kısaca birey duygularını yönetmeyi öğrenir, yetişkin döneme kendini hazırlar.

Birey tüm bunları yaşarken aile de çocuğunda yaşanan değişikliklerin farkındadır. Hem çocuğu korumak ister hem de bu gelgitlerden rahatsızdır. Çünkü bireyin sorumlulukları devam etmektedir. Ders çalışması, ailedeki görevleri yerine getirmesi ve aileyi de temsil eden toplumsal sorumlulukları aksatmamamsı gerekmektedir. Aileler bu gibi durumlarda endişelenir ve müdahale etmek ister. Burada ailelerin bilmesi gereken en önemli nokta ise çocukları artık yetişkinliğe adım atmaktadır ve onun bu sürecinde destek olmak için yapılması gereken şey onu korumaktan çok ona güvenmektir.

Aileler özellikle, çocuklarının romantik bir aşk ilişkisini duyduklarında onların derslerinde başarısız olacağını, haliyle geleceğini tehdit eden bir durum gibi görebilirler. Bu dönemin duygusal olarak çalkantılı ve normal bir gelişim dönemi olduğu unutulmamalı,  var olan duygu durumunu yaşamasına izin verilmelidir. Dönemde duygusal ilişkiler öncelik kazansa da birey çok yönlüdür. Çocuğunuz kendi sorumluluklarını tamamen bırakmamıştır. Tabi ki çocuğumuza ne olduğuyla ilgili haliyle bilgi sahibi olmak istiyoruz fakat bu onun özel hayatına müdahale olarak yapılırsa bireyin sizden uzaklaşmasına neden olabilir. Özellikle bu dönemde yaşanan yoğun duygular eleştirilmemelidir. Örneğin ergen aşk acısı yaşıyorsa bu küçümsenmemeli, duygularını paylaşması için izin verilmelidir.

Bezen anne babalar kendilerinin bu dönemlerde hiç de böyle olmadıklarını dile getirebilirler. Aynı dönemde yaşamadığınızı bilmek, çocukların asıl ihtiyacına yönelmek için önemlidir. Aileler, kendi anne babalarının tutumlarının onların kendi çocuklarına olan tutumla farklı olabileceğini unutulmamalıdır.

Bu dönemle ilgili ergen danışmanlığı ve ebeveyn danışmanlığı almak isterseniz lütfen merkezimize başvurunuz.

Psikolojik Danışman Duygu CEYLAN